Türkiye Ukrayna Dostluk Köprüsü

Türkiye Ukrayna Dostluk Köprüsü

‘Berehynia’, Antalya’da Ukraynalı sanatçılardan oluşan bir ekip… Çanakkale türküleri, ilahiler söylüyorlar, müzikaller, aryalar sahneliyorlar. Ekibin kurucusu Olesya Mercan, sergiledikleri yoğun çabanın nedenini anlatırken “Kültürlerimizi yakından tanıyalım, böylece birbirimizi daha çok sevebilelim” diyor.

Bu içerik Hürriyet.com.tr sitesinden alınmıştır. Haberin orijinali için tıklayınız.

UKRAYNA Kültür Sanat Derneği Başkanı Olesya Mercan, şan öğretmenliğini bırakıp geldiği Antalya’da Berehynia Geleneksel Halk Korosu için öğrenciler yetiştiriyor. 100’ün üzerinde üyeye ulaşan derneği iki yıl önce kuran Mercan, 35 kişilik bir sanat ekibi oluşturdu. Ses sanatçıları ve dansçılardan oluşan ekiple Türkiye ve Ukrayna kültürlerini buluşturan etkinlikler düzenleyen Mercan, “Hem diplomam tozlanmıyor, hem de iki ülkenin sanatıyla güzel bir sentez ortaya koyuyoruz” diyor. Ukrayna’nın geleneksel kıyafetlerini giyip, Berehynia Korosu’yla keyifli bir söyleşi yaptım. Dernek Başkanı Olesya Mercan, koreograf Yuliya Mordvina, koro üyeleri Dmytro Bibik, Liudmyla Şeker, İgor Terpugov, Tetiana Gündüz, Kateryna Bibik ve çocuk sanatçılar Evangelina Gündüz ile Emir Şeker, verdikleri konserlerden sahneledikleri müzikal, opera ve aryalara, yaptıkları hummalı sanat çalışmalarından söz etti. 

Slavlardan oluşan ve Anadolu türküleri söyleyen bir topluluk olarak oldukça ilgi çekicisiniz. Nasıl başladınız bu işe?

Türkiye’yle birlik konseri düzenlemeye karar verdiğimizde, derin izleri olan Çanakkale türküleri söyledik. Sanırım güzel bir iş başardık, çok beğenildi. Repertuvarımızda ‘Çanakkale Türküsü’, ‘Hey 15’li’, ‘Havada Bulut Yok’, ‘Yemen Türküsü’, ‘Tuna Nehri’, ‘Akdeniz Marşı’ ve ‘İzmir Marşı’ gibi Anadolu türküleri ve marşları var. Bunlarla birlikte Ukrayna’dan halk şarkıları da seslendiriyoruz. İlk konserlerimizi Büyükşehir ve Konyaaltı Belediyesi’nde verdik. Çanakkale’ye giderek şarkılarımızı şehitlikte de söyledik. Sonra Ankara’da ve Marmaris’te çok kalabalık ve coşkulu geçen konserler verdik. Koronun söylediği bu şarkıların müzik kayıtlarını da yapacağız. 

Müzikal ve opera gösterileri de sahneliyorsunuz. Onlar da sizin topraklarınızın kültürünü yansıtıyor.

‘İnatçı Keçi’ adıyla bir Ukrayna masalından uyarladığımız çocuk operasını AKM’de, Konyaaltı’nda ve Kemer’de sergiledik. Sonra ünlü yazar Gogol’ün ‘Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar’ kitabından uyarlanan müzikali sahneledik. Şimdi ‘İki Tavşan’ adlı bir yetişkin müzikaline hazırlanıyoruz. Çocuk oyuncularımız bu müzikalde sokak çocuklarını oynuyor. Ramazan Bayramı’nda aklımıza bir fikir geldi. Hadi biz de ilahileri öğrenip söyleyelim dedik. ‘Sordum Sarı Çiçeğe’, ‘Güzel Aşık’, ‘Şol Cennetin Irmakları’ gibi ilahileri çalışıp söyledik. Bu çabanın amacı ne derseniz; biz artık bu memlekette yaşıyoruz ve kültüründen yaşayışına her şeyiyle hissederek yaşamak istiyoruz. Birbirimizin kültüründen beslenmek bize çok iyi geliyor. Türk halkı bizim kültürümüzü tanısın, biz de bu memleketin insanlarını yakından tanıyalım ve böylece birbirimizi daha çok sevebilelim istiyoruz.

Antalya’yaki diğer sanat oluşumlarıyla birlikte sahne almayı hiç düşündünüz mü?

Üniversitenin ve devletin sanat kurumlarıyla ortak etkinlikler yapabiliriz. Alman Derneği ve Korosu’yla da ortak bir konser vermek istiyoruz. Böyle şeyler çok ilgi görüyor. Biz iki yıldır 1 Aralık’ta, Antalya Kültür Merkezi’nde Ukrayna–Kırım Gecesi düzenliyoruz. Sanat etkinlikleri ve panellerin yer aldığı bu organizasyona Tatarlar ve Ahıska Türkleri de katılıyor. Altın Nar Festivali adıyla, her yıl bu geceyi düzenlemeye devam edeceğiz. Yeni projelerimiz de var. Sonbaharda ‘Türkiye 7 Renk 7 Bölge’ adıyla bir festival yapacağız. Türkiye’nin her bölgesinden birer türkü ve Ukrayna halk şarkılarını söyleyeceğiz. 

ANTALYA VE LVİV KARDEŞ OLSUN

Sizin gibi sanat oluşumları festivallerle nasıl bütünleştirilebilir?

Antalya, tüm dünyadan insanların ağırlandığı, sanat için bulunmaz bir şehir. Burada film, klasik müzik, piyano temalı çok güzel festivaller organize ediliyor. Bu avantajdan yararlanılarak uluslararası bir halk dansları festivali düzenlense çok güzel olur. Ayrıca Antalya ve Ukrayna’nın Lviv şehrinin kardeş şehir olması için çalışıyoruz. Bu sene Ukrayna’dan Antalya’ya beklenen sayıda turist çekilemedi. Lviv Ukrayna’nın aylık 6 milyon ziyaretçisi olan ikinci büyük şehri. Biz Lviv’le Antalya arasında yerel yönetimler düzeyinde kardeş şehir protokolü imzalanmasını sağlarsak, şu anda 1 buçuk milyon civarında olan Ukraynalı turist sayısının 3 milyona çıkarılabileceğine inanıyoruz. 

Bundan sonrası için hayaliniz ya da hedef olarak belirlediğiniz bir şey var mı?

Çalışmalarımızı genişleterek devam ettirmek için biraz desteğe ihtiyacımız var. Hem korodaki şan dersleri, hem de dans çalışmaları için daha büyük bir binaya geçmemiz gerekiyor. Liudmyla çok başarılı bir dans kareografı. Dansçılarımızla birlikte etkileyici gösteriler hazırlamak istiyor. Ancak yer sıkıntısı nedeniyle büyük gösterilere çalışmak mümkün olmuyor. Ayrıca geleneksel kostümlerimiz de koro üyelerine ve dansçılarımıza yetecek sayıda değil. Bu nedenle Türkiye’deki ve yurtdışındaki festivallerden gelen bazı davetleri kabul edemiyoruz. Eğer koro sanatçılarımızın ve dansçılarımızın kıyafet ve ayakkabılarıyla profesyonel kostümleri olsa, çalışmalarımızı büyütüp çok daha başarılı işlere imza atabiliriz. 

• Antalya’da küçük bir aile gibi olduklarını söyleyen koreograf Liudmiyla Şeker, çalıştıkları ortamdan şöyle bahsediyor: “Herkes birbirine destek veriyor. Yaptığımız sanat çalışmalarıyla nefes aldığımızı hissediyoruz. Çocuklarla provalar çok zor geçiyor. Tekrar yapmak istemiyorlar, çabuk sıkılıyorlar. Ama sahnelediğimiz aryalarda o kadar role girip doğal oynuyorlar ki inanamıyoruz.”

• Ukrayna’daki savaştan kaçıp 2 yıl önce ailesiyle birlikte Antalya’ya geldiklerini anlatan Kateryna Bibik, şimdi müzikallerin başrolünde yer alıyor.

• Atatürk’ün “Kuzeye dikkatle bakın orada deniz var. Fakat bir ana denizin olmadığını düşünürseniz. Türkiye ile Ukrayna’nın birbirine daha yakın ülkeler olduğunu görürsünüz” sözünün kendisini çok etkilediğini belirten Dmytro Bibik, her iki kültürün güzel özellerini insanlara sunmak için çaba gösterdiklerini söylüyor. 

Admin

Bu konu hakkında yorumlarını paylaş